Doğayla ilgili güzel bir yazı...

Her insan içinde tertemiz bir iyilik pınarıyla doğar. Bu pınarın üzeri, büyüklerden azar işitirken, soykırımcı bir dersin sınavında kopya çekerken, içindeki aşkı söyleyemezken ve üç kuruş için kandırılırken taşla ve molozla dolar.



Böyle böyle pınar bulanır, coşkusu azalır, akışı yavaşlar. Çoğu insan kendisini zamanla çaresiz, öfkeli, bezgin, ihanet edilmiş, umutsuz, sıradan gibi sıfatlarla tanımlamaya başlar. İşte böyle durumlarda, insan denen o muhteşem varlık tümüyle kaybolup gitmiştir. İçimizdeki yaşam gücü, ülke ve dünya ekonomisi için hammaddeye dönüşmüştür.


İnsanlığın ve onun yıkıcı gücü altında ezilen diğer tüm canlıların böyle bir yaşamı hak etmediklerine inanıyorum. İnsanın dünyaya, doğaya ve kendisine olan sevgisizliğinin tarih boyunca görülen en yüksek noktaya ulaştığı bir çağda, çağı yakalamayı reddediyorum. Öte yandan, bu çağın değişebilmesi için gerekli tüm koşulların hızla oluştuğunu görebiliyorum.



`Doğa Düzeni'ni, insanlığı yaşamın doğal seyri ile yeniden bütünleştirme çabalarının bir parçası olarak hazırladık. Bu çabalar, özümüzdeki yaratıcılığın, toprak kültürünün ve diğer tüm canlı varlıkların önünde bir baraj seddesi gibi yükselen `modern düzeni' yıkabilmek için tasarlanmış bir dünya görüşünü temsil ediyor. Hayal ettiğimiz değişim, alışılanın tersine, alternatif bir siyasi yapılanmayı değil, her bir insan bireyinin yaşamı kavrayış şeklini tepeden tırnağa değiştirmesini öngörüyor. Brian Milani, bu görüşlerin tümünü Yeşil Ekonomi adını verdiği kitabında sentezleyen Kanadalı bir bilim adamı. Milani, bu alternatif dünya düzeninin temel prensiplerini, YeşilAtlas'ın yedinci sayısı için yazdı.




İnsan, barajları sadece kendi yaratıcılığı değil, yaşadığı dünyanın can damarları akarsular üzerinde de kuruyor. Barajlar, günümüzde Türkiye doğasının karşı karşı olduğu en büyük çevre sorunu. Sunay Demircan, bu konudaki uzun yıllara dayanan birikimini YeşilAtlas için özel bir dosyaya dönüştürdü. Bu çalışma, barajların doğa üzerindeki etkilerini, yapılma gerekçelerini ve gerçek ekonomik değerlerini ortaya koyuyor. Dr. Ahmet Karataş ise Türkiye'nin Önemli Memeli Alanları çalışmasını ilk defa YeşilAtlas için hazırladı. Türkiye'deki en eski doğa korumacılardan Tansu Gürpınar, `Kadere Karşı' adlı yazısında bugünkü çalışmalarımızın temellerini kırk yıl önce nasıl attıklarını aktardı.




Doğanın bütünleyici gücü ile YeşilAtlas'ın yedinci sayısı korumacılar için köprü oldu. Türkiye'nin dört bir yanında doğa için atılan adımlar Anadolu Raporu 2004'e taşındı. Bilgi Buluş, yerel sivil toplum kuruluşlarının çabalarına büyük destek veren GEF Küçük Destek Programı'nı `Yerel Hareket Küresel Destek' başlıklı yazısında anlattı.




Garanti Bankası, bu yıl da dergimize destek verdi ve yeşil yolculuğumuzun yedinci yılına ulaşmasını sağladı. Bu sayıyla birlikte, Türkiye'nin doğa kütüphanesine dönüşen YeşilAtlas'ların tamamını sizlerle paylaşmak istedik. Elli birinci sayfada bulacağınız kartın üzerindeki şifreler aracılığıyla, www.yesilatlas.com adresinden dergimizin tüm eski sayılarına ulaşabilirsiniz.




Akşam olup da dünyanın halini hatırladığımda, doğal alanların yok olduğunu ve sıfır yok oluşa ulaşmanın her geçen gün daha da zorlaştığını açıkça görüyorum. Bu durum içimi acıtsa da, beni asla umutsuzluğa düşürmüyor. Her karış doğal alanın yok edildiği ve tüm insanlığın karanlığa gömüldüğü bir dünyada dahi, eğer tek bir insanın içinde bir dirhem iyilik yaşamaya devam ediyorsa, umutsuz olmak için hiçbir neden göremezdim. Özümüzden beslenen pınarların taş ve molozlarla örtülmüş olması bizleri yıldırmasın. Günü geldiğinde, bütün barajlar yerle bir ve bütün hafriyat un ufak olur.

Yaşam baki kalır.

Yorum Yaz